|
mehmetsayin
|
 |
« : 02 Kasım 2008 - 07:49 » |
|
Çocuk mu yaramaz, anne-baba mış 01/11/2008 Hekimoğlu ?SMA?L - ZAMAN Vefat eden her çocuk cennetliktir. Yani çocuk doğdu?unda bir melektir. Kalsa da ölse de cennetliktir. Çocuk, yazısız bir sayfa gibidir. O yazısı olmayan sayfaya, deftere anne-baba yazı yazacaktır. çocuğun aile hayatı ve çevresi, çocuk üzerinde önemli izler bırak?r. Geçimsiz anne-baba ile geçimli olanların çocukları arasında fark vardır. Fakirlik ve zenginlik çocu?a tesir ettiği gibi, dindar olup olmamak da aynı şekilde tesirlidir. Çünkü çocuk kedi yavrusu değil ki, karnını doyurup, s?rtını ok?ayınca gönlü hoş olsun; çocuk akıl bakımından kalp bakımından tatmin olmak ister. Bunları bulamazsa insani değerleri kaybolmaya başlar, cemiyet için zararlı bir hale gelir. Böylesine bir çocuk yetiştiren toplum da geleceğini tehlikeye düşürmüş demektir.
Çocuk, gördüğünü yapar, duyduğunu anlar. Hiçbir çocuk sadece kulaşından terbiye edilemez. Müzisyen bir ailenin çocuşu keman vs. çalar, hafız bir baba, çocuğuna Kur'an ezberletmeye u?ra??r. Dikkat edilirse, çocuk anne-babası hangi lisanı konuşuyorsa o da onu öğrenir. Çünkü çocuk, ana-babasından gördüğünü yapar. Yani çocuk, anne-babasının kopyasıdır.
Demek ki çocuğun kötüsü olmaz. Allah hayırlı ana-baba versin. çocuğun kaderiyle, ana-babanın kaderi bir bütündür. Ağaç neyse, meyvesi de odur. Hangi ağacı diktiysek onun meyvesini toplarız. Sö?üdün meyvesi olmaz... Limon ağacından hurma alınmaz. çocuğun ailesi kadar, okulu ve çevresi de önemlidir. O kadar yanlış sözler, o kadar yanlış yayınlar var ki, çocuk hemen onlara kapılır...
Çocu?a en başta İslam'ın ruhunu vermek lazım. Ben çocuklarıma namaz kılın demedim. Amma ben de namazlarıma dikkat ettim. Oruç tutun demedim, ama hastalansam da orucumu bozmadım. Böylece çocuklarıma İslam'ın ruhunu öğretmeye çalıştım.
Anne-babaların dikkat etmesi gereken konulardan biri de, çocuklarıyla ipleri koparmama konusudur. Çocukla irtibat? devam ettirme... Çünkü gönül sarayını y?kt? mı, o viraneden bir şey olmaz artık... ?pleri koparmamak gerekir.
çocuğumuzdan ne istediğimize dikkat edelim. Uslu ol, terbiyeli ol, saygılı ol, her şeye karışma, k?r?p dökme... Bu vasıflar çok olgun insanda vardır, çocukta nasıl olsun?.. Bunu isteyen ebeveynin kendisi acaba o seviyede mi?
Çocuşu terbiye eden ana-baba, sabırsızlı?ından dolayı bir sürü hadiselere sebebiyet veriyor. Çocuk, dilediği gibi konu?acak, aklına gelen sözü söyleyecek... Bunları biz hoş görece?iz. Zaten bunları yapmazsa çocuk olmaz, olgun bir insan olur.
Her yaşın, bir yaşam tarzı vardır. Ergenlik, karış cinse alaka gösterme dönemidir. Bir delikanlı, kız arkadaş; kız çocuşu da erkek arkadaş ister. Kendini onlara be?endirmeye u?ra??r. Saçına elbisesine çok dikkat eder. Kendini şekilden şekile sokar ki dikkat çeksin. kızlarda açılma, makyaj yapma gibi haller başlar. Saçından ayakkab?sına kadar her şeyiyle u?ra??r. Neden; erkeğin dikkatini çeksin diye... Aynı şey erkek için de geçerlidir.
Bu iş dindar aile olup olmamaya da bakmaz. Bu haller, nefsin şiddetli istekleridir. Peki aileler ne yapacak? "Bu da geçer" diyecek. Çocukların ruhi durumları birbirinden farklılık gösterir. Kimisi anlayışlı, kimisi heyecanlı, kimisi mahcup, kimisi korkak, kimisi sinirli olabilir.
Tuz ruhu ile insan ruhu arasında fark görmeyen bazı ebeveynler de çocukların bu hallerini anlamayarak, kötü durumlara düğüyorlar...
|